beyazımsı

s. 近白色的, 微白的

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • beyazımsı — sf. Rengi beyazı andıran, beyaza benzeyen, beyazımtırak Kuzeydoğudan esen poyraz, ay ışığında beyazımsı görünen asfalttan geçerek vadiye indi. N. Meriç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • beyazımtırak — sf., ğı Beyazımsı Diyarbakır a yaklaştıkları zaman güneş yükselmiş, ovayı her günkü beyazımtırak duman sarmıştı. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çiçeksimek — nsz 1) Çiçek gibi olmak, çiçeklenmek 2) kim. Kristal durumunda bulunan bir bileşik, kristal suyunu yitirip beyazımsı bir toz durumunu almak 3) tıp Deride leke, sivilce, çiçek gibi döküntüler belirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dikenli meyan — is., bit. b. 1 2 m yükseklikte, beyazımsı mor çiçekli, tüysü yapraklı çok yıllık bir bitki, acı meyan (Glycyrrhiza echinata) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fındık faresi — is., hay. b. 1) Kemiricilerden, karnı beyazımsı, sırtı boz renkli, fındıklıklarda çok zarara yol açan bir memeli türü, fındık sıçanı (Muscardinus avellanarius) 2) Evlerde rastlanan küçük fare türü Bir fındık faresi bile onu masa üzerine… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kediayağı — is., bit. b. Birleşikgillerden, süs bitkisi olarak da yetiştirilen, beyazımsı, yumuşak, sık tüylü bir bitki (Antennaria dioica) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kemik zarı — is., anat. Kemikleri kapsayan beyazımsı ve sedef renginde zar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kiriş — is. 1) Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılan tel 2) Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ 3) anat. Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon 4) mat. Bir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kuytuluk — is., ğu 1) Kuytu olma durumu Mehtapta, çardak altlarının gemi tentesi gibi beyazımsı bir kuytuluğu var. R. H. Karay 2) Kuytu, sessiz yer …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • leşçil akbaba — is., hay. b. Tüyleri beyazımsı, kanat uçları siyah, çıplak başlı küçük akbaba …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sinir — is., anat. 1) Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu. R. N. Güntekin 2) Rahatsız edici, hastalık derecesine… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.